"Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne güz, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte... İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık. İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini, birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine. Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken duvarlara dalıp dalıp gitmesi" // Ş.Erbaş
Çeyrek kala
Bir şekilde karşılaşamamış olmamız hüzün kelimesinin sözlük anlamı olarak eklenmeli bir yerlere.Benim kabahatimdir, benim gecikmişliğimdir. Oysa ne güzel olurdu bir 02.46’da anlatabilseydim sana, senden çok uzak kırgınlıklarımı; bahar gelirdi o gece, çiçekler açardı rakımızın içinde, ne de güzel bir tadı olurdu o vakit, belki hayatın bile…
Bana yazılmamış şiirlere özeniyorum, bir senin ve bir başkasının ardından diyorum “Gitmeseydi.” Basit gibi durmuyor biliyorum, anlarsın…Bir sen anlarsın, gerisi düşer bir kaldırımdan… Anlarsın biliyorum, uçurumlardan düşmek şart değildir kırılmaya. Bazen bir karış yeter paramparça olmaya, etmeye, ayrılığa…
Bu gece ikiye bölünüyor ne varsa yukarıda, ben başımı kaldırıp sana bakıyorum… Her neredeysen, “iyi ki varsın”lar döküyorum parça parça; anlarsın, söylenmiyor bir çırpıda.
...
ey canım, güzel yüzlüm
suyunda denizleri bulduğum
bilmediğim yerlerimdeki sancı
bana bir şey söyle güleyim
bir şey daha söyle
inandır
bir şey daha söyle istersen
beyaz olabilir
suya falan benzeyebilir
bir adaya benzeyebilir.
T.Uyar
biliyordum, inan biliyordum bir yanlışlık olduğunu.boş odanın şeklinden değilmiş, oraya çamaşır asmamdanmış!
kendime not: bir daha bu yumuşatıcıdan alınmayacak!
kendisi içimi acıtıyor da...
Lal, Gül, Döl've damarlarımda akan toprak'Bir sırrı vaktinden önce saklayıvermişimCümle coğrafya ve dahi dağları sıkıntı basmış.Ben artık sürekli hançerlenirimİki tiren öpüştü mü kondüktör yanar?Ah sen bana bakma tiyatrolarımı taşra tertiblerBenim anlattıklarımla biraz heterodoks kaçabilir sevgilimYani hükmetsene aksine ki, bir bin yıl sırtımızdapaklanmayacakVe Allah'ın İsa isminde bir sevgilisi yok!Evet bugünlerde biraz siyaset ehli çocuklar oldukMesela bundan böyle senin adın Petrus olsun sevgilimKi bir ağaca teşekkür etmek için davranıyorumda bazenOluk oluk pantalonlar devriliyor kanatlarımaVe şimdi ben sevgilimSana beyaz renginde çoraplar temizliyorumağlayarak.Ve lal ve gül ve döl, ' ve damarlarımda akan toprak'Ve sonra eczama saplanan o tersinden lunaparkO kült, o hırkalarAh nasıl da lezetli asalar birikiyor kirpiklerimdeVe koopeatifler boyu gül koklayan beynelmilel Varakalar!
gidişini başka türlü açıklıyamıyorum... (muhsin ünlü)
Bir dağınıklık ki öyle böyle değil...
Sokak lambaları
her sabah ve her akşam
dağılıyorum...
sokak köşeleri, mahalle araları.
ölemiyorum!
bugün
Ulaşamazsan endişe etme,
bil ki eziyetteyim kendime.
ve yine bugün
heves kırıklarıyla dolacak uykum
: /
kar yağar
akşamına çıkar bir kardanadam yaparsın
emek verirsin seversin özenirsin
sonra
bir orospu çocuğu gelir tekmeler
adını bile bilmediğin bir adam sebebin olur
her noktalama işareti onda anlamlanır!
ve nereden bilirdim bu , bir sarhoşluk akşamında tam da sana göre oluverir...